Posts Tagged "evrim"

:)
tam ortasına gittiniz siz. aslında gerçekten bazen ilkel mi ilkel zamanların hayalini kurmuyor değilim, fakat yukarıda da söylediğim gibi, bu kadar evrim boşa gerçekleşmedi. insanlık artık yaratımına kanallık ettiklerinin en uygunlarını seçmek zamanına geldi. geriye dönüp bakarsak, doğaya zarar veren teknolojileri tedavülden kaldırmak ve sadece doğa dengesiyle uyumlu çalışan teknolojilerle devam etmek gerekiyor.
insan hayatının sadeleşmesi ve ruhsal bir deneyim yaşadığımızın farkındalığının artması gerekiyor. hem bilimsel hem de ruhsal bir bakışa sahip çocuklar yetiştirmemiz gerekiyor. büyük şehirler yerine, daha az nüfuslarla doğayla daha içiçe yaşayan topluluklara dönüşmemiz gerekiyor.
hepsinin kilidi tüketimden geçiyor, yani tüketimi azaltmaktan, daha doğrusu, durdurmaktan geçiyor.
teknolojimiz şu an -genelleme yapacak olursak- bize zihmet etmiyor, bizler teknolojinin altında eziliyoruz. bunu durdurmak gerekiyor. teknoloji üreten firmalar büyük hırslarla her saniye yeni model üretmek ve tüketim döngüsünü sürdürmek yerine, mesela 10 yılda bir yeni modeller üretmeye başlamalı. fakat tahmin edersiniz ki bunu yapmayacaklar. bunu “yaptırmanın” tek yolu da onları sermayesiz bırakmak, yani tüketmemek.
bu beyin fırtınası için teşekkür ederim.

Bu kadar evrim boşa gerçekleşmedi. İnsanlık artık yaratımına kanallık ettiklerinin en uygunlarını seçmek zamanına geldi. Geriye dönüp bakarsak, doğaya zarar veren teknolojileri tedavülden kaldırmak ve sadece doğa dengesiyle uyumlu çalışan teknolojilerle devam etmek gerekiyor.

İnsan hayatının sadeleşmesi ve ruhsal bir deneyim yaşadığımızın farkındalığının artması gerekiyor. Hem bilimsel hem de ruhsal bir bakışa sahip çocuklar yetiştirmemiz gerekiyor. Büyük şehirler yerine, daha az nüfuslarla doğayla daha içiçe yaşayan topluluklara dönüşmemiz gerekiyor.

Read more »

Karanlıkta en zayıf mumun ışığı bile kendini gösterir; gündüzün parıltısında belli belirsiz varolan ışık kaynakları artık daha da görünür hale gelecek, ve şimdi ışığın etrafında toplanma zamanı. Işığı paylaşarak ateşlemenin ve büyütmenin zamanı…

Hesaba ve lineer zaman çizgisi referansına dayalı işleyen zihnimiz belirsizliklerle dolu bir ortamda iyiden iyiye şaşıracaktır ve bizler mecburen içgüdülerimizle hareket etmeye daha yatkın hale geleceğiz. Zaten evrimin amacı da bu değil mi? Beynimizi gerektiği kadar (hesaplama ve karşılaştırmalar için) kullanıp insan olma deneyimini içgüdülerimizin rehberliğinde yaşamak… İçgüdü sevgiden kıvılcımlanır; sevginin mıknatısa benzer yapısı, bizi her zaman en doğruya (bize göre doğru) çeker.

İnsanoğlu yolunu kaybettiyse, sevgiden dolayı değil, açgözlülüğünden dolayı kaybetti. Sevmediğinden ve/veya bulamadığından değil, miktar hesabı yaptığından kaybetti. Fakat Evren’de doğrular veya yanlışlar yok, bireye “göre” olanlar var. Bu göreceli dualite (adı üstünde) deneyiminde yol bulmak için kaybetmek gerekiyordu ve öyle de oldu. Fakat yanlış yol bile her zaman doğru yol oldu çünkü ırmak her zaman okyanusa akar bu Evren’de.

Maya Takviminin en güzel yanı da bu ırmağın kıvrımlarını bize gösteriyor olması. Yolumuzu kaybedeceğimiz zamanı bile algılayabiliyoruz mekanizmayı anladığımızda. Fraktal yapıyı görüyor, iniş çıkışları seziyoruz. Ve Maya Takvimi hiçbir şekilde tüm olanı biteni tek bir günle kısıtlamıyor, tek bir gün hedefini ana konu haline getirmiyor.

Konu, deneyimin kıvrımlarında bilinç olarak hangi sıçramalardan geçeceğimiz ve sonuç olarak ne derecede yükselmiş bir bilinç haline geleceğimiz; takvim bunun altını çiziyor.

Ersin Koç
9 Kasım / 10 ik(fırtına)

Her şey ışıktı...

Sonra ışık yavaşladı.

Slayt

Get the Flash Player to see the slideshow.
  • RSS
  • Facebook
  • Google+
  • LinkedIn
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Vimeo