Gökyüzüne Uzanan Yapraklar - Günün Fotoğrafı 111011
2011 yazından bir kare. Gökyüzüne, ışığa ve her seferinde daha yükseğe doğru uzanan ağaçlar, yaşamın enerji döngülerinde kendi varoluşlarını devam ettirebilmek için devamlı bir çaba içerisindeler. Bizim bakış açımızdan neredeyse farkedilmeyecek sürelerde yaşıyorlar ve evriliyorlar. Ve o kadar güzeller ki…
Bütün bir yaz neredeyse her gece gökyüzünün altında geçti zamanım. Yattığım yer bile genelde açık bir yer oluyordu. Üstüne örtü olarak milyarlarca yıldızı alınca uyuduğu uyku da çok farklı oluyor insanın… Şimdi şehire döndüm ve bu kadar yıldızı tekrar birarada görebilmek için bir süre daha beklemem gerekecek. Fakat o zamana kadar çektiğim görüntülerle o güzel anları biraz da olsa tekrar yaşamaya çalışacağım… Read more »
Haziran’da başlayan dalış okulu maceram geçtiğimiz hafta sona erdi ve 3 aylık keyifli bir zamandan geriye anılar ve yüzlerce fotoğraf kaldı. Bunlardan bazılarını yavaş yavaş burada paylaşmaya çalışacağım. Read more »
Uzun zamandır bazı atölye ve gezilerine katıldığım, oradan bir çok arkadaş edindiğim İfsak Derneği, belli dönemlerde kısa film atölyeleri düzenliyor. Bu atölyelerin sonunda da proje olarak bir kısa film çekiliyor öğrencilerin katılımı ve eğitimi veren yönetmenin önderliğinde. Ben de geçtiğimiz günlerde bu kısa filmlerden birinde görüntü yönetiminde görev alma şansı kazandım.
Bahar geldi ve yine düğün sezonu açıldı. Bu senenin ilk düğünlerinden biri arkadaşım Hişar ile Sevinç’in düğünü oldu. Onlarla 2 Nisan günü çok keyifli ve eğlenceli bir düğün öncesi çekimi yaptık.
Kuş fotoğrafçılığı zor bir dal ve kuşları gözlemleyen ve fotoğraflayan fotoğrafçıları hep takdir etmişimdir. Hem önemli bir bilgi birikimi ve sabır gerektirir hem de doğru zamanda doğru yerde olma zorunluluğu vardır. Çok çeşitli kuşların doğal ortamlarında bulunup bu canlıların en orjinal anlarını fotoğraflayabilmek için bu özel konuyu çok sevmek gerektiği aşikar.
Ayrıca teknik anlamda da oldukça külfetli ve masraflı bir dal kuş fotoğrafçılığı. Çünkü hem keskin ve hızlı tele objektif(ler)iniz olmalı hem de bu objektifleri çekim yapacağınız mekana taşımanın zorluklarına katlanmak zorundasınız.
Bir web sitesinin tasarımına başlamadan önce yapılacak en sağlıklı seçim öncelikle bir wireframe (taslak) çalışma yapmak. Ülkemizdeki interaktif ajanslardaki üretim hızı ve her şeyin aceleye getiriliyor olmasından dolayı bu alışkanlık tam olarak yerleşmemiş olsa da yavaş yavaş bu çalışmalar yapılmaya başlandı.
Wireframe tasarım yapmaya yarayan çok güzel yazılımlar olmasına rağmen bu çalışmalar herhangi bir grafik tasarım yazılımıyla da yapılabilir. Sixrevisions sitesinde bu konuyla ilgili çok güzel bir özet çıkartmışlar; wireframe tasarım yazılımları, web araçları, hazır arayüz eleman paketlerine linkler ve açıklamalar mevcut.
HDSLR’lerle ilgili bilgilerimi zenginleştirmek üzere İnternet’te gezinirken bulduğum çok güzel 2 videoyu paylaşmak istedim. Canon EOS 5D M2 ile çekilmiş olan videoların ilki Haiti depreminden sonra çekilmiş, diğeri ise Mısır ve Lübnan’da.
Renk düzenlemeleri ve ses montajı da oldukça başarılı olmuş videoların. Dolly yapmak için kullandıkları kızak da oldukça başarılı bir alet. Cep dolly’si demişler zaten, bir tane edinmek gerek. Ürünü şuradan inceleyebilirsiniz : Pocket Dolly.
tam ortasına gittiniz siz. aslında gerçekten bazen ilkel mi ilkel zamanların hayalini kurmuyor değilim, fakat yukarıda da söylediğim gibi, bu kadar evrim boşa gerçekleşmedi. insanlık artık yaratımına kanallık ettiklerinin en uygunlarını seçmek zamanına geldi. geriye dönüp bakarsak, doğaya zarar veren teknolojileri tedavülden kaldırmak ve sadece doğa dengesiyle uyumlu çalışan teknolojilerle devam etmek gerekiyor.
insan hayatının sadeleşmesi ve ruhsal bir deneyim yaşadığımızın farkındalığının artması gerekiyor. hem bilimsel hem de ruhsal bir bakışa sahip çocuklar yetiştirmemiz gerekiyor. büyük şehirler yerine, daha az nüfuslarla doğayla daha içiçe yaşayan topluluklara dönüşmemiz gerekiyor.
hepsinin kilidi tüketimden geçiyor, yani tüketimi azaltmaktan, daha doğrusu, durdurmaktan geçiyor.
teknolojimiz şu an -genelleme yapacak olursak- bize zihmet etmiyor, bizler teknolojinin altında eziliyoruz. bunu durdurmak gerekiyor. teknoloji üreten firmalar büyük hırslarla her saniye yeni model üretmek ve tüketim döngüsünü sürdürmek yerine, mesela 10 yılda bir yeni modeller üretmeye başlamalı. fakat tahmin edersiniz ki bunu yapmayacaklar. bunu “yaptırmanın” tek yolu da onları sermayesiz bırakmak, yani tüketmemek.
bu beyin fırtınası için teşekkür ederim.
Bu kadar evrim boşa gerçekleşmedi. İnsanlık artık yaratımına kanallık ettiklerinin en uygunlarını seçmek zamanına geldi. Geriye dönüp bakarsak, doğaya zarar veren teknolojileri tedavülden kaldırmak ve sadece doğa dengesiyle uyumlu çalışan teknolojilerle devam etmek gerekiyor.
İnsan hayatının sadeleşmesi ve ruhsal bir deneyim yaşadığımızın farkındalığının artması gerekiyor. Hem bilimsel hem de ruhsal bir bakışa sahip çocuklar yetiştirmemiz gerekiyor. Büyük şehirler yerine, daha az nüfuslarla doğayla daha içiçe yaşayan topluluklara dönüşmemiz gerekiyor.
Maya Takvimi’ne göre dün (25 Kasım) bir trecana’yı (13 gün/kin) bitirdik ve Evrim ufak çaplı döngülerinden birini daha tamamlayıp farklı bir enerjiye sahip yeni döngüsüne başladı. 13 günde, benzer 13 dalgayı aştık ve yeni bir devinim için uyandık bugün. Geçtiğimiz trecana cimi, yani ölüm, değişim trecanasıydı. Ana fikri, daha “gerçek” olan benliğimize doğru atmamız gereken adımlar, değiştirmemiz gereken olgular ve yolumuzda ilerlerken bırakmamız gereken her şeydi. Geleceği düşündük, OLmak istediklerimizi düşündük, Dünya’nın OLmasını istediğimiz halini ve kendimizin O’nun içindeki yerini düşündük. Geçmişe baktık örnek aldık, geleceğe baktık hesapladık ve bu ikisinin arasında kurabileceğimiz en sağlam köprüleri bir bir geçirdik zihnimizden. Ne, kim, neresi, nasıl? Sorduk kendimize bu soruları ve hangilerinin bize yük olduğunu, yükümüzü nasıl hafifletip yolumuza nasıl devam edeceğimizi tarttık. Bunu kendi isteğimizle yapmadıysak da koşullar bizi akış içinde bu hislere yöneltti.