Cauac/Fırtına Trecana’sı ~ 26 Kasım/8 Aralık
26.11.2009
POSTED IN Blog, Evren~sel, Maya Takvimi | NO COMMENTS
Maya Takvimi’ne göre dün (25 Kasım) bir trecana’yı (13 gün/kin) bitirdik ve Evrim ufak çaplı döngülerinden birini daha tamamlayıp farklı bir enerjiye sahip yeni döngüsüne başladı. 13 günde, benzer 13 dalgayı aştık ve yeni bir devinim için uyandık bugün. Geçtiğimiz trecana cimi, yani ölüm, değişim trecanasıydı. Ana fikri, daha “gerçek” olan benliğimize doğru atmamız gereken adımlar, değiştirmemiz gereken olgular ve yolumuzda ilerlerken bırakmamız gereken her şeydi. Geleceği düşündük, OLmak istediklerimizi düşündük, Dünya’nın OLmasını istediğimiz halini ve kendimizin O’nun içindeki yerini düşündük. Geçmişe baktık örnek aldık, geleceğe baktık hesapladık ve bu ikisinin arasında kurabileceğimiz en sağlam köprüleri bir bir geçirdik zihnimizden. Ne, kim, neresi, nasıl? Sorduk kendimize bu soruları ve hangilerinin bize yük olduğunu, yükümüzü nasıl hafifletip yolumuza nasıl devam edeceğimizi tarttık. Bunu kendi isteğimizle yapmadıysak da koşullar bizi akış içinde bu hislere yöneltti.
Ve dün bu 13 günlük ölüm dönemi, Etznab, veya ayna, veya bıçak burcu enerjisiyle tamamlandı ve tüm bu sürecin farkındalığıyla kapladı her yanımızı; o ilhamlara sahip çıkın, o içgörüleri zihninizin en sağlam köşelerine not alın çünkü onlar bizi “OLmamız gereken bize” doğru yöneltmek adına Evren’deki aynamızdan bize yansıyan mesajlar. Tüm o düşünceler dün kristalize oldu ve içimizdeki devasa dağın yamaçlarında birer kristal olarak parlamaya başladılar. Ara sıra dönüp o muhteşem ışığa bir bakın ve hatırlayın kurulması gereken köprüleri ve bırakılması gereken yükleri. Çünkü kim bilir, kurduğunuz köprüden geri dönmeye yeltenebilirsiniz…
Ve şimdi bugün(26 Kasım) yeni trecanaya, yeni döngüye başladık. 1 cauac, yani fırtına günündeyiz. Her şeyi başlatan ilahi 1 tonunun ve tozu dumana katacak olan fırtına burcunun enerjisinin içindeyiz bir süre. Çıplak kalmaktan korkar mısınız? Veya uzun zamandır elinizde sıkı sıkı tuttuğunuz şeylerin düşüp kaybolmasından? Korkmayın, çünkü hayat yeri geldiğinde hepimizi çıplak bırakır. Korkmayın, çünkü hayat kaybettiğinizi sandığınız her şeyin daha güzelini size getirecek bir sistemle işliyor. Tabii inadı bırakıp elimize geçen her şeyi yanımızda taşımaya çalışmadığımız sürece… Elimiz doluysa yeniyi nasıl tutup alabiliriz ki? Bırakalım kenara yüklerimizi, rüzgar silsin süpürsün zamanı geçmiş olanı ve daha gelişmişini deneyimleyelim. Fırtınada yükümüzü hafifletip hızlanmazsak olduğundan da yavaş hale gelebilir her şey, hatta belki düşüp bir yerlerimizi sakatlarız kim bilir? Fırtınanın, yağmurun en güzel halini, muhteşem bir yağmur altında zevkle koşmayı diliyorum bu dönemde.
Bu 13 gün, 8 aralıkta, şaka gibi bir günle
, Chuen yani maymun günüyle biterken dantel gibi işlenmiş olacak yaşadıklarımız benliğimize. Fırtınada yorulmuş, hafiflemiş bedenlerimiz, Eb (yol) trecanasında Evren’in derinliklerinden gelen mesajlara açık hale gelecek.
Ayrıca yarın kurban bayramının ilk günü. Bence artık amacı şaşmış bir şekilde yaşanıyor olsa da, bayramın özündeki mesaj hala aynı: Feda etmek. Tonlarca kan akıtmak yerine kendi çürümüş yanlarımızı feda etsek? Veya artık işimize yaramayan ne varsa ihtiyacı olanlarla paylaşsak? Kanı binlerce hayvanın damarından değil de, kendi zihnimizden akıtsak?..
Hepinize mutlu bayramlar ve verimli ve keyifli bir trecana döngüsü dilerim.
Sevgiyle ve sevdiğiniz her şeyle kalın! Hoşçakalın.
1 Cauac/Fırtına ~ 26 Kasım
Ersin 13 Etznab/Ayna

Su birikintileri bir süre sonra berraklığını ve tazeliğini yitirir ve eninde sonunda kararır, kirlenir, çürür. Bu yüzden su hep akmak ister; yerçekimini takip edip kaynağa ulaşmak ister…
Sevgi de bilinçli varlıkların yerçekimi; sebebini bilmesek de sevdiğimiz ve/veya seveceğimiz şeylere doğru çekiliriz. Bu yüzden, sevgiyi (ve kendimizi ve herşeyi) paylaşmazsak, kaynağa doğru, çekime doğru ilerlemezsek kendimizi gerçekleştiremez, potansiyelimize, özümüze ulaşamayız, durgun ve bulanık bir su birikintisi olarak kalırız…

